Avrupa

“Belgesel Roman,” Postmodern İroni, Bir Anti-Kahraman Olarak Brecht

Bilginin sınırları olmadığından cehaletin de yok elbette. Anastasia ile tanışana kadar Estonya hakkında nerdeyse hiçbir şey bilmiyordum. Sadece eski Sovyet ülkelerinden biri olması bağlamında varsayımlarım vardı. Halbuki iş öyle değilmiş, yani yalnızca öyle değilmiş. Burada Estonya’nın tarihini anlatmaya girişmeyeceğim, sonuçta… Read More ›

İspanya Notları 3 – Granada & Malaga

“Eran las cinco en punto de la tarde” Aslında hikaye biraz böyle başladı. Bana ayrılmış ama gönderilmeye fırsat bulunamamış bir kart, Marsilya’da karşılanma ve Alicante üzerinden İspanya’ya giriş. Flamenko, tapas ve Endülüs’le tanışma, Generalife’in bahçesinde Granada’nın müthiş şairi Federico Garcia… Read More ›

İspanya Notları 2 – Cordoba & Seville

Endülüs’e Doğru Her ne kadar Madrid’de Türkçe konuşan dilenciye denk gelme ihtimaliniz olsa da, genel olarak İspanyollar –en azından bizim dolaştığımız bölgelerde- pek İspanyolca dışında bir dil konuşmuyorlar. Tabii, bizim İspanyolca dediğimizin Castile bölgesine ait Castellano olduğunu atlamayalım. Basklar, Katalonlar… Read More ›

İspanya Notları – Madrid

Madrid ve Üç Müzeler Bundan 13 yıl önce İngilizce’de yeni bir kelime ögrendim: palimpsest. İlk önce kültürel antropoloji alanıyla ilişkili olarak tanıştığım, sonradan arkeolojide de denk geldiğim bu kelime aslında “bir el yazmasının silinip üzerine başka bir şeyin yazılması” anlamına… Read More ›