İspanya Notları 2 – Cordoba & Seville

Endülüs’e Doğru
Her ne kadar Madrid’de Türkçe konuşan dilenciye denk gelme ihtimaliniz olsa da, genel olarak İspanyollar –en azından bizim dolaştığımız bölgelerde- pek İspanyolca dışında bir dil konuşmuyorlar. Tabii, bizim İspanyolca dediğimizin Castile bölgesine ait Castellano olduğunu atlamayalım. Basklar, Katalonlar ve Galiçyalılar kendi dillerini konuşuyorlar ve bu diller aynı zamanda devletin resmi dilleri arasında. Bunlara ek olarak başka yerel dil ve lehçeler de mevcut. Özetle, belli başlı turistik yerlerin dışına çıktığınızda İngilizce konuşarak bir yere varmanız zor. Ama İspanyollar cana yakın ve muhabbetli olduklarından, bir şekilde iletişim kurabiliyorsunuz. Gezinin sonunda diyebilirim ki: İspanyolca ile ilişkim, ortalama 100-150 kelime üzerinden, “‘anlıyorum ama konuşamıyorum’a kadar gelsem keşke” seviyesinde. Daha önce benzer bir şekilde Afro-Brezilyalıların Portekizce’sine maruz kalmış biri olarak yeniden anladım ki, zorunlu şartlarda dil becerisi daha kolay kazanılıyor. Temel iletişim, “hayatta kalma” modu aktifken, oldukça çabuk gelişiyor.
            Nitekim, Madrid otogarına geldiğimizde, 10’dan sonraki sayılar hariç, çat-pat bir İspanyolca’yla derdimizi anlatmayı becererek Cordoba’ya bilet aldık. Otobüsle seyahat trenden çok daha ucuz ve araçlar genel olarak fena değiller. Bizim kısa mesafe şirketleriyle benzer kalitede olduklarını söyleyebiliriz. Cordoba için tarihi bölgedeki otelleri tavsiye ederim, hem fiyatları uygun hem de etrafınızda her yer zaten tarihi eser.
Cordoba
İspanya’nın güneyini kapsayan Endülüs özerk bölgesindeki ilk durağımız olan Cordoba İslam tarihinin önemli merkezlerinden biri. Halifeliğe başkentlik yapmış olan bu şehir bir dönem kültür, siyaset ve nüfus(z) açısından İslamiyetin parlak dönemlerini yaşamış ve izlerini her köşesinde taşıyor. Özellikle, Cordoba’nın incisi diyebileceğimiz Mezquita, mimari ve sanatsal açıdan İslam ile Hristiyanlığın, Avrupalı ile Mağribinin bir araya geldiği müthiş bir yapı. Hristiyanlığın erken dönemlerinde (6. yüzyıl) aynı yerde bulunan Vizigot Bazilika kilisesinin üzerine 8. yüzyılda yapımına başlanmış. Daha sonra Emeviler tarafından genişletilmiş. 13. yüzyılda yeniden Hristiyanların eline geçince katedrale dönüştürülmüş. Vizigot sütun ve mozaiklerine eklemlenen Mağribi detaylar ve devamındaki Hristiyan etkileri karmaşık ve zengin bir kompozisyon oluşturuyor. Bu çok özel yapı 1300 yıldan uzun bir dönemi kapsayan hikayesiyle bugün bölgenin kültürel çeşitliliğini temsil eden özgün bir karaktere sahip. Bir yanda İsa ve Meryem Ana figürleri, diğer yanda mihrap ve hat işlemeleriyle Mezquita’yı gezip güzel bahçesinde, ağaçların altında, çeşme başlarında soluklanmalısınız.
            Cordoba’da Mezquita’nın dışında da görülecek çok şey var ve hepsi de şehrin tarihi kısmında, yürüme mesafede. Roma tapınağı kalıntıları, Plaza de la Corredera’nın kafe ve barları, Casa Sefarad müzesi, ihtişamlı Puerta del Puente ve Guadalquivir nehri üzerindeki Roma döneminden kalma köprüye ek olarak Cordoba’nın sakin sokaklarında karşınıza sürpriz güzellikler de çıkıyor. Sadece serbestçe dolanmanız yeterli.
Turistik bir şehir olduğu için elbette Flamenko performansları, şık barlar ve tapas mekanlarından Endülüs mutfağına farklı lezzetler sunan lokantalar var. Mesela, Roma köprüsünü geçince az ilerde sağda “Miguelino” var. Daha çok yerel müşterilere hizmet veriyor, fiyatları da gayet uygun. Ama servis yavaş ve pek sevimli olduklarını söyleyemeyeceğim. Ben biraz, “ne işi var bu turistlerin burada” duygusu aldım. Ama İspanya’nın genelinde harika olan deniz ürünlerinin en iyilerinden bazılarını burada yedik. Bir de hemen Mezquita’nın köşesinde “Bodegas Mezquita” diye bir lokanta var. Endülüs mutfağının müthiş lezzetleriyle tanışmak için harika bir yer. Menüdeki birçok şeyi deneme fırsatı bulduk ve her biri birbirinden güzeldi. Yine, bu coğrafyanın denenmesi gerekenlerinden olan sherry’nin en iyilerinden birini de burada tattık.
            İspanya’da hemen her lokantada “Menu del Dia” diye bir uygulama var. Oldukça uygun fiyatlara çok lezzetli set menüler yiyebilirsiniz. Tapaslardan fırsat bulursanız bunları değerlendirmelisiniz. Tapas, Endülüs’e özgü baharatlarıyla Mağribi yemekleri, deniz ürünleri, yeşil zeytinleri, bademleri, Rioja, tinto de verano, sangria ve sherry… bu coğrafyanın ürünlerinin ve kültürlerinin sunduğu lezzetler tarihiyle yarışır zenginlikte.
Cordoba sadece tarihi, kültürü ve yemekleriyle güzel bir seçim değil. Civar yerlere yakınlığı ve konaklama açısından daha ucuz olması da serbest bir Endülüs turu için ideal bir durak olmasını sağlıyor. Nitekim, Cordoba’dan günübirlik Seville ve Granada’ya gitmek çok kolay. Sabah otobüsleriyle 2-2,5 saatte şehir değiştirebiliyor, akşam otobüsüyle Cordoba’ya geri dönebiliyorsunuz. Bizimki gibi oldukça yoğun ve yorucu bir turda bu tür kolaylıklar önemli oluyor.
Seville
Cordoba’dan sabah 8:00 otobüsüyle yola çıkıp 10:00-10:30 gibi Endülüs’ün başkenti Seville’ya varmak mümkün. Otogardan şehir merkezine ulaşmak da oldukça kolay. Nehrin kenarındaki Torre del Oro’nun hemen yanındaki otobüs durağında inip Puerta de Jerez’e yürüyebilir, oradan tercihinize göre sağa ya da sola doğru devam ederek şehrin tarihi merkezini gezebilirsiniz. Puerta de Jerez’in hemen yakınında Fuente de Sevilla ve Hotel Alfonso XIII bulunuyor.
Genel olarak İspanya’nın, başka ülkelere kıyasla, ucuz olduğunu düşünüyorum ama Seville gezdiğimiz şehirler içerisinde görece pahalılardan biriydi. En basitinden hemen her gezilecek yapı ücretliydi ve ücretleri de genel deneyimimize göre yüksekti. Bu nedenle görmek isteyip de es geçtiğimiz yerler oldu. Yani, zaten iki otobüs arası kısıtlı olan zamanımızda, sınırlı bir alanı gezebildik. Bence Seville’da mutlaka görmeniz gereken yerler arasında Giralda, Real Alcazar ve Plaza de Toros var. Özellikle, bu sonuncusu geleneksel Endülüs Barok mimarisinin güzel örneklerinden biri ve İspanya’nın en önemli boğa güreşi arenalarından. İçinde sanırım müze de var. Boğa güreşine karşı olduğumdan benim pek ilgimi çekmese de kültürel gelenek olarak İspanyollar için anlamını önemsiyorum.
Cordoba’nın da ortasından geçen Guadalquivir nehri Seville’yı ikiye bölüyor. Nehrin üzerindeki birbirinden farklı tasarlanmış köprülerden birini kullanarak karşı yakaya geçebilirsiniz. Hemen her İspanyol şehrinde olduğu gibi, yine sadece ortalıkta dolanırken kafanızı sağa, sola, yukarı çevirerek bile kentin özgün mimarisini, işlemeleri ve çinileri görebilirsiniz. Diyebilirim ki, İspanyollar baroklarını seviyorlar. Hatta, afedersin, Barok Opera’ları dahi var: Lope de Vega. Ayrıca, bizim enerjimiz yetmedi ama Plaza de Espana görülmesi gereken yerler arasında.
Seville Cordoba’dan sonra gözümüze büyük ve kalabalık göründü. Madrid’in hissettirdiği ferahlık ve genişlik duygusuna da sahip değil. Bu karmaşaya bir de okuduğumuz uyarılar eklenince genel olarak daha yorucu bir deneyim oldu. Hatta, bisikletli biri “fotoğrafını çekeyim mi?” bahanesiyle fotoğraf makineme niyetlense de, bir İstanbul’lu olarak “yemezler” surat ifadem ve “no gracias”ımla kendisini savuşturmayı başardım. Zaten katedralin güvenlik görevlisinin de gözü üzerimizdeydi ve bizi özellikle “bisikletli”lere karşı tekrar uyardı. Evet, Seville, kapkaç ve cepcilik gibi turiste yönelik suçlarda dikkat edilmesi gereken bir şehir.
Sanırım Seville, kısıtlı vaktimiz olduğu ve hava o güne kadar yaşadığımız en beter sıcaklığa ulaştığı için, bütün seyahatin en yorucu ayağı oldu. Yürüyerek hemen her yeri dolanmak mümkün olsa da dikkatli olunmalı. Nitekim, biz en son artık nehrin kenarında ufak bir yürüyüşe çıkalım dediğimizde epeyce yıpranmıştık. Yine de şehirden günübirlik gördüğümüz kadarından memnun olarak ayrıldık.


Kategoriler:gezi

Etiketler:,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: