çeviri

Mutlu Prens (The Happy Prince – Oscar Wilde)

Şehrin yükseklerinde, uzun bir sütunun üstünde Mutlu Prens’in heykeli dururdu. Baştan aşağı saf altın varakla kaplıydı, gözleri iki parlak safirdendi ve kılıcının kabzasında büyük kırmızı bir yakut ışıldardı.             Hakikaten hayranlık uyandırırdı. “Bir rüzgar gülü kadar güzel,” diye yorum yaptı… Read More ›

Konstantinopol’da Drummond Aydınlatmaları

wanderlustpress blog için Saint Pancras’ı araştırırken, istasyonu tasarlayan William Henry Barlow’un mühendis olarak 6 yıl Konstantinopol’da yaşadığını öğrenmiş ve The London and Edinburgh Philosophical Magazine and Journal of Science’ta “Drummond’s Light at Constantinople” başlıklı bir metnini bulmuştum. Haziran 1836’da yayımlanan… Read More ›

Rıfat Ilgaz – Gökdelen – Skyscraper

Colloquy’dan bir diğer Rıfat Ilgaz çevirisi ve benim en beğendiklerimden… Gökdelen Yüzyıllara ışık tutan Bir kadın kıyıda ağlamaklı Yanaklarında öfke Eteklerinde kan Düşmüş gökkuşağı belinden Güneşli bir coğrafyada Çekmiş perdelerini gökdelen Bir bayrak çırpınıyor Takvimsiz bir kasırgada Asya kıyılarından esen… Read More ›

Rıfat Ilgaz – Şiirde – In Poetry

Bu Rıfat Ilgaz çevirim de Avusturalya’daki Monash Üniversitesi’nin dergisinde yayımlanmıştı. Şiirde A. Kadir’e Önce şiirde sevdim kavgayı Özgürlüğü kelime kelime şiirde. Mısra mısra sevdim yaşamayı, Öfkeyi de, sevinci de… Senin ışıklı günlerin, Benim iyimser dostlarım Hepsi hepsi şiirde. Ne varsa yitirdiğim…… Read More ›

Bay Andrews – E. M. Forster

Ölülerin ruhları Mahşer Yerine ve Cennet Kapısına doğru yükseliyordu. Dünyanın ruhu onları mağlup etmek, şahsiyet denen ince muhafazalarını kırmak, onların erdemini kendisininkine katmak çabasıyla, tıpkı atmosferin yükselen balonları sıkıştırdığı gibi, her yandan sıkıştırıyordu. Ama onlar dünyadaki görkemli bireysel hayatlarını hatırlayıp… Read More ›

Yurok kabilesinden bir öykü

Onun yaşadığı yerdi, kaval çalanın: Espeu, onun yaşadığı yerdi, kaval çalanın. Birdenbire “çalmayı öğrenmeliyim” diye düşündü. Bütün gün müzik yapardı. Sonra arınma evi için odun toplamaya giderdi, çalmayı bitirdikten sonra. Ve onun sonrasında, gece de çalardı. Uyumazdı; durmaksızın kaval çalardı…. Read More ›

Wodwo (Ted Hughes)

Yine Yasak Meyve’nin 52. sayısında yayımlanan bir Ted Hughes çevirisi. Bunda Emre de ben de biraz daha zorlandık sanırım. Şiirdeki bilinç-akışı tekniği keyifli denebilecek bir zorluk oldu. Wodwo What am I? Nosing here, turning leaves over Following a faint stain… Read More ›