New York Notları – 2

“Arctic Colds” denen dönemde New York’a gitmek pek akıl kârı değildi belki de, ama şehrin kar hali kesinlikle aldığım riske değdi. Seyahatimin hemen öncesinde zaten ciddi kar fırtınları atlatmış olan kente fırtınanın mola verdiği bir dönemde vardığım ve yeni bir fırtına vurmadan hemen önce ayrıldığım için şanslıydım. Böylece, seyahat ederken engellerle karşılaşmadan, biraz donmak pahasına da olsa, dünyanın en güzel şehirlerinden birinde karlı bir kış molası vermiş oldum.
Daha önce de yazdığım gibi hava şartlarının berbat olmasına rağmen yollar açık ve şehre seyahat mümkün olduğundan, bana düşen, becerebildiğim kadar kendimi sarıp sarmalayıp kayıp düşmemeye dikkat ederek sokakları arşınlamak oldu. Fırtınanın ilk günü biraz da merakın verdiği bir cesaretle kendimi sokağa atmıştım ama ikinci gün Guggenheim’ı gezememek pahasına evde kalmayı tercih ettim. O eksik kalmış olsa da, New York Halk Kütüphanesi ve Modern Sanat Müzesi’ni (MOMA) görmek imkanı buldum. İki yer içinde tepkim aynı oldu: “Beni buraya gömün.”
MOMA gerçekten başlı başına bir dünya. Mısır’dan Japonya’ya, Kuzey Avrupa’dan Amerika’ya birçok değerli parçanın olduğu müthiş bir müze. Ne kadar dikkatli planlasanız da bir günde tamamen gezmeniz mümkün değil. Vaktiniz kısıtlıysa seçici davranmak ve hızlı olmak zorundasınız. Ben yaklaşık 4-5 saat dolandım, bazı parçaları hızlı hızlı ama Antik dönem ve Rodin heykelleri gibi sergileri sindire sindire gezdim. Kesinlikle tekrar görmek isteyeceğim harika bir koleksiyon.
            Sonraki birkaç gün, yeteri kadar gökdelen gördüğüme karar vererek, Manhattan merkezde pek fazla vakit geçirmedim. Ama son olarak, eski zamanlardan kalma bir anıt gibi, New York’a göçlerin izlerini taşıyan ve finans bölgesinde gökdelenlerin arasına sıkışmış “Irish Pub”ları şöyle bir dolandım. Bütün bu gezintiler arasında yaptığım en iyi şey ise, kesinlikle, Brooklyn Köprüsü’nü yürüyerek geçmekti. Arkadaşımın eşinin tavsiyesiyle dahil ettiğim bu rota harika bir şehir silüeti sunuyor.
Bölgeler arası geçişleri yaparken metroda denk geldiğim küçük heykelcikler de şehir ve sanat üzerine tekrar düşünmeme neden oldu. Çoğunlukla yürümeyi tercih ettiğim ve acele etmek durumunda olduğum için sadece kısıtlı bir kısmını gördüğüm Tom Otterness’ın “Life Underground” serisi sevimliliğinde keskin bir hiciv taşıyan oldukça başarılı bir çalışma. Sadece onların peşine düşerek bile New York’ta koca bir gün, muhtemelen daha fazlası, harcanabilir.
            Aslında New York’a giderken amaçlarımdan biri her bölgesine mutlaka uğramak ve kentsel bir panaroma oluşturmaktı. Ama şehrin büyüklüğü ve havanın muhalefeti nedeniyle bu isteğim biraz eksik kaldı. Yine de arkadaşım eşliğinde Brooklyn, Harlem ve Queens’in farklı ekonomik bölgelerini dolanmak imkanım oldu. Bütün bu yerler arasında Brooklyn ve Manhattan’ın bazı bölgeleri gönlümde taht kurdu. Özellikle Manhattan’ın barları, kafeleri, restoranları ve caz mekanları Büyük Elma’nın temsil ettiği renkli ve dolu hayatın kanıtı (elbette parası olan için).
            Son olarak Central Park’ı da karlar altındayken görmek gerekiyordu. Zaten şehrin hemen hemen her noktasında irili ufaklı parklar ve sosyal alanlar mevcut. Hem de bizimkilerin yeşilden saydığı viyadük kenarları gibi değil. Halk için, insanlar takılsın, vakit geçirsin, dolaşsın, otursun, diye. Yani, şehrin asıl sahiplerine hizmet eden alanlar. Fakat Central Park müthiş güzelliğiyle gerçekten bir New York klasiği. Parkı bir de ağaçlarda yapraklar olduğu bir mevsimde görmeli. Herkesin tavsiyesi sonbahar elbette, bakalım kısmet.
            Tabii bütün bunları görünce aklıma Haziran 2013 geldi, içim buruldu. Daha güzel bir hayat mümkünken ondan bu kadar uzak düşen bir topluma ve daha güzel bir hayat için kaybedilen canlara yeniden içim yandı. Bütün gezi boyunca bir tek o an, kara rağmen soğuğu hiç hissetmedim. İnsan herşeyden çok uzaktayken bakış açısına garip bir yabancılık düşüyor.


Kategoriler:gezi

Etiketler:,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: