Zübük ve Hayalkırıklıkları…

Ankara Sanat Tiyatrosu’nun Aziz Nesin’in Zübük oyunuyla İzmir’e geleceğini duyduğumda sevinmiştim. Ankara’ya dair herhangi bir yaşanmışlığım yok ama AST’ın ne kadar iyi olduğunu birçok kişiden dinledim. Maalesef, yaşadığım hayalkırıklığı o kadar büyük ki açıkçası oyun hakkında yazmak pek de içimden gelmedi.
     Benim tiyatroya yaklaşımım genellikle bir seyirci bakış açısıyladır. Her ne kadar çok eskilerden kalma bir tiyatro deneyimim olsa da, edebiyat dünyasından bakışımın daha sağlıklı olduğuna inanırım. Bu nedenle de değerlendirmelerimde özellikle metinsellik ile metin ve performans ilişkisine önem veririm. AST’ın Zübük oyunu bu açılardan nereden tutsam elimde kaldığı için yazıyı yazamayacağıma karar verdim. Sözü, yönetmenlik de yaptığı için, uygulama konusunda benden daha deneyimli olan Papatya’ya bırakıyorum.


***

Bu akşam İzmir’e turneye gelen Ankara Sanat Tiyatrosu’nun sahneye koyduğu Aziz Nesin’in Zübük adlı oyununu izlemeye gittik. Burcu bana birkaç hafta önce “oyun var gidelim mi” dediğinde oyunun adının ne olduğundan çok, oyunun AST tarafından sahneleniyor olmasına istinaden “tabi ki gitmeliyiz” dedim. Doğma büyüme Ankaralı biri olarak AST benim tiyatro sevgim ve birikimimde oldukça önemli bir yere sahiptir. Anne-babamla çocukluğumdan beri oyunlarını takip ettiğim, gerek oyun seçimleri, gerekse duruşları itibariyle de oldukça saygı duyduğum bir tiyatro grubu. Tüm bunların üstüne benim için hala gurbet el olan İzmir’de oyun sahneleyeceklerini duyunca gitmemek olmazdı gerçekten. Dolayısıyla oyuna büyük umutlarla gittim denilebilir. Oysa sonuç ne yazık ki tam bir fiyasko oldu. Uzun zamandır ilk defa bir oyunu ikinci yarısına kalmadan kaçarcasına salonu terk ettim. Şimdi, denilebilir ki tamamını izlemediği bir oyun hakkında insan nasıl yorum yapabilir. Benim yapacağım yorum gördüklerim göreceklerimin teminatıdır savı üzerine kurulu.
     Öncelikle oyun “müzikli komedi” olarak tanımlanmış, metne zaten aşinayım, kendi çıkarları uğruna insanları kullanmak ve kandırmakta beis görmeyen bir adam ve bu adamın “kullanıp kandırdığı” insanlar arasındaki etkileşime değinen skeçlerden oluşan bir kurgu. Her ne kadar Aziz Nesin’i metni yazdığı Türkiye bugünkü Türkiye olmasa da aslında çizilen insan tipleri bakımından belli bir zamanüstülük yakaladığı iddia edilebilir metnin. Bu iddianın sağlamlaşabilmesi için metnin sahneye doğru aktarımı büyük bir önem arz ediyor. Bu bağlamda da AST’ın performansının bu aktarımda ciddi sıkıntıları olduğunu düşünüyorum. Karakterler “tip” olmaktan öteye geçemedikleri gibi bu “tipler” de o kadar karikatürize edilmiş bir biçimde sunulmuş ki ortaya aşırı yapay ve açıkçası müsamere tadında bir görüntü çıkmış. Zübük karakterini canlandıran oyuncu zaman zaman kullandığı şiveden “normal” konuşma tarzına kayıyordu dolayısıyla izleyici (en azından ben) bilinçli yapılmadığını düşündüğüm bir yabancılaşma yaşadı sürekli. Her ne kadar küp şeklindeki propları güzel kullandıklarını düşünsem de, detaylarda özensiz davrandıklarını düşündüm (örneğin bazı proplar gerçekken bazıları oyuncaktı, bu tür tutarsızlıklar beni izleyici olarak rahatsız ediyor, başka birisi için sorun teşkil etmeyebilir ama benim gözüm bunlara bir kere takıldı mı kopuyorum olaydan). Bunlar gördüklerimin/hissettiklerimin bir kısmı.
     Ben bunları hissederken yanımda oyunu seyreden Burcu’nun da farklı hissetmediği oyunun onuncu dakikası itibariyle ortaya çıktı. Zaten bir süre sonra oyunu bırakıp durumun vahametine gülmeye başladık. Görebildiğimiz kadarıyla insanlar oyunu keyif alarak (gülmelerinden ve alkışlamalarından böyle bir sonuç çıkardık) izlemekteydiler. Bizi rahatsız eden durumlar demek ki başkaları için aynı etkiyi yaratmamış.
     Sonuç olarak gayet umutlu gittiğimiz bir oyundan gayet büyük bir hayal kırıklığıyla ayrıldık. İkinci yarıyı izlemekle geçireceğimiz vakti de oyun üzerine, Türk tiyatro izleyicisi üzerine ve genel olarak İzmir’deki insan profili üzerine uzun uzun konuşarak geceyi noktaladık. Bir sonraki tiyatro maceramız öyle görünüyor ki Ankara’da Angels in America ile olacak, umarım o zamana kadar bu travmatik deneyimi atlatırız J



Kategoriler:tiyatro

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: