Notos’un Alternatif 100 Temel Eseri Üzerine Bir Değerlendirme

Notos dergisi her sene başında farklı bir konu üzerine soruşturma dosyası düzenliyor. Bu sene konu olarak MEB’in tartışmalara neden olan “100 Temel Eser”ine alternatif bir liste hazırlanmış. Aralarında şahsen tanıdığım, uzaktan takip ettiğim ya da adını ilk defa duyduğum yazar ve akademisyenler bulunan 192 kişilik bir seçici grup oluşturmuşlar. Sıkı bir Notosokuru ve eğitim sektöründe çalışan biri olarak bu sayıyı büyük bir merakla bekliyordum. Dergiyi alır almaz listeye şöyle bir göz gezdirdim ve evet, itiraf ediyorum, seçilen metinlerden kaç tanesini okuduğumu saydım. Büyük bir çoğunluğunu okuduğumu görünce de gereksiz mutlu oldum, kabul. İşin espirisi bir yana, dosyaya eşlik eden yazılarda tartışılanlar ile dosyanın Twitter’da aldığı tepkiler edebiyatçı, eğitimci, okur, yazar hepimizin üzerinde düşünmesi gereken konular.
     Önce soruşturmanın aldığı bazı temel eleştirilerden bahsetmek istiyorum. Yorumların bir kısmı böyle bir listenin gerekliliği ya da kısıtlayıcılığı üzerine. Bu sorunlar aslında kişinin böyle bir listeyi ne amaçla kullandığıyla alakalı. Eğer MEB’in listesi gibi dayatılarak kullanılırsa elbette ciddi bir sorun teşkil edecektir. O noktada listedeki kitapların seçimi, kim tarafından, nasıl ve neden seçildiği gibi sorular devreye girer. Ayrıca, öğretmen ve eğitimcilerin kendi öğrenci, sınıf ve okullarının ihtiyaçları doğrultusunda özgürce hareket etmesine engel olur. Standartlaştırma denen uygulama çoğu zaman, yanlış bir kanıyla, nesnellikle eş değer tutulmakta ve özgül olan hiçe sayılmaktadır.
     Buna karşın, Semih Bey’in listelerin önemi konusunda yaptığı açıklamalara katılıyorum. Özellikle deneyimsiz okurların, kalite ayrımı olmaksızın sayısı her geçen gün artan kitaplar okyanusunda boğulmamaları ve doğru metinleri seçebilmeleri için onları tanıyan ve ihtiyaçlarını bilen birileri tarafından listeler hazırlanmasını çok doğal buluyorum. Ortaokul ve lisede benim okuma listemi tarih hocam yapardı. Benim ilgi alanım olan, beni geliştireceğine inandığı metinleri bana tavsiye ederdi. Sayesinde hayatımın o döneminde gayet düzenli bir okuma deneyimi yaşamış oldum. Şimdi aynı şeyi, elimden geldiği kadar, ben de kendi öğrencilerime yapıyorum. Bence liste hazırlamak eleştirel, aktif okur yetiştirmek için iyi bir yöntem. Bir de sayının 100 olmasına takılanlar var. Bu basit bir durum, çok önemli değil yani. 100 olabilir 99 ya da 101 de olabilir. Meselenin bu kısmı bence biraz yapay. Ortada bir MEB 100 listesi olunca belli bir paralellik oluştursun diye yapılmış bir seçim kanımca.
     Notos’un yer verdiği eserler listesini genel olarak beğendiğimi söyleyebilirim. Yani benim bir okur olarak şahsen bir problemim yok. Ama açıkçası listenin söz konusu amaca ne kadar ve nasıl hizmet ettiği konusunda kafamda bazı sorular var. Örneğin, MEB’in listesindeki ana sorun paralelinde de devam ediyor doğal olarak. Bu 100 eserin hitap etmesi gereken seviye nedir? Yani, genç okura yönelik böyle bir çalışmada hangi genç okur diye sormak gerekmiyor mu? Entelektüel açıdan güvendiğim, aralarında ilköğretim öğretmenlerinin de bulunduğu bazı arkadaşlarla bu konuyu konuştuk. Sanırım Eğitim-Sen’in ilköğretim için hazırladığı, seviyeleri içerir başarılı bir kitap kataloğu mevcut. Bu haliyle Notos’un listesiyle MEB’inkini karşılaştırdığım zaman, ikisinde de ilköğretim seviyesine uygun olduğundan emin olmadığım birçok eser görüyorum. Biraz daha detaya inerek, listedeki bazı tercihler hakkında fikirlerimi söylemek isterim:
     Latife Tekin’in Sevgili Arsız Ölümü’nü listede görmek beni çok mutlu etti. Kesinlikle doğru bir karar. Aynı şekilde J.D. Salinger’ın Çavdar Tarlasında Çocuklar romanı, ben şahsen pek sevmesem de, iyi bir seçim. Ama mesela Oğuz Atay’ın Tutunamayanlarromanı çok önemli bir metin olmasına ve mutlaka okunması gerekmesine rağmen, bence ilköğretim seviyesi için ağır. Aynı şekilde Melville’in Moby Dickde, eğer “basitleştirilmiş” olmayacaksa –ki kesinlikle olmamalı, bence fazla gelir.
     Küçük Prens ve Şeker Portakalı gibi erken gençlik metinleri sayıca azınlıkta kalmış. Bunlara yine Vasconcelos’tan Yaban Muzueklenebilir belki. Can Yayınları’nın benim çocukluğumda bile güzel bir çocuk kitapları serisi vardı. Ben ilkokul hayatımı Uçan Sınıf, Şişkolarla Sıskalar, Fedor Amca gibi kitaplarla geçirdim. Çok da keyif aldığımı hatırlıyorum. Süper bir metin olmasa da Richard Bach’ın Martı’sı da söz konusu yaş grubuna hitap edecektir.
     Bazı yazarların ise farklı kitapları daha iyi olurdu sanki. Mesela, ben olsam Orhan Pamuk’a Cevdet Bey ve Oğulları ile başlatırdım. İhsan Oktay Anar’a da ilköğretim seviyesinde Puslu Kıtalar Atlası bence doğru bir seçim değil. Onun yerine Efrasiyabın Hikayeleri veya Kitab-ül Hiyel daha keyifli olurdu. Anar’ın kendine özgü tarzı Puslu’da oldukça yoğun olduğundan deneyimsiz okuru yorabilir. Tarihsel romanlar meselesine girmişken, Nedim Gürsel’in Boğazkesen’i bence güzel bir ek olabilir. Sanırım Adalet Ağaoğlu’ndan da Bir Düğün Gecesi’ni değil, Ölmeye Yatmak’ı tercih ederdim.
     Orhan Kemal tercihleri de yerli olmuş. Bize Murtaza’yı okutmuşlardı. Bugünkü halimle çok önemsediğim bir metindir ama ortaokulda ne anladığımı sorarsanız vereceğim cevap daha farklı olacaktır. Yani Orhan Kemal gibi bir yazara Avare Yıllarve Babaevi ile başlamak ilköğretim yaş grubu için doğru bir seçim. Hatta buna bir de yenilerden Emrah Serbes’in Erken Kaybedenler’i mutlaka eklenmeli derim.
     Dünya edebiyatından da Stefan Zweig’ın Satranç ile Michel del Castillo’nun Gitar’ını koyardım. Notos’un listesindeki Yeraltından Notlar da güzel bir seçim olmuş. Fareler ve İnsanlar ise candır tabii ki. Dickens’tan Oliver Twist de eklenebilirdi. Mrs Dalloway’den çok emin değilim, ama iyi bir öğretmenin rehberliğinde olursa neden olmasın; oldu olacak, ekürisi Joyce’un Sanatçının Portresi de eklenebilir. Ama bu iki metin biraz cesaret ister öğrenciye sevdirmek konusunda. Nitekim, biz üniversite seviyesinde okutuyoruz. Robinson Crusoegibi klasik metinlerde çevirinin iyi ve kısaltılmamış olması çok önemli. Ama Platon tercihinde biraz aşırıya mı kaçılmış? Homeros’tan ise acaba Odysseiadaha mı ilgi çekici bir okuma olurdu diye düşünüyorum. Özetle, genel olarak öykü ve şiir tercihlerini romanlara oranla daha yerli yerinde bulduğumu söylemeliyim.
     Sanırım Notos’un listesi daha çok önemli bir edebiyat okuru listesi görevi görüyor. Yani, benim lise-üniversite öğrencisi, benzer yaş grupları ve üzerine tavsiye edeceğim, hepsi de birbirinden önemli eserler. Tabii ki, herkes kendi durumuna ve konumuna göre farklı yorumlayacaktır. Benim de unuttuklarım vardır ve bana katılmayanlar olacaktır elbette. Zaten bu tür listelerin değişken ve dinamik olması da gayet doğal. Yani konuşarak, tartışarak yeniden şekillendirmeye devam edilebilir. Notos’un yaptığı ise işte asıl bu noktada önemli: yani konuyu tartışmaya açmakta…


Kategoriler:edebiyat, eğitim

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: