İsimler ve diller değişse de, bütün savaşlar aynıdır… – Väinö Linna, “Meçhul Askerler”

Dünya Edebiyat Turu, no. 2

71hZcCnVNbL

Ülke: Finlandiya
Eser: Unknown Soldiers – Tuntematon Sotilas
İlk basım: 1954
Yazar: Väinö Linna
Özgün Dil: Fince
Çevirmen: Liesl Yamaguchi (İngilizce)

Finlandiya coğrafyası ve kültürüyle Tampere Üniversitesi’nde katıldığım “Narrative and Well-Being” konferansı sayesinde tanıştım.[1] Ekim sonuydu. Helsinki’den trenle Tampere’ye geçerken akıp giden manzarayı seyretmiştim. İnce bir kar tabakasıyla kaplı toprak ve sisin içinde yükselen cılız ağaçlar... Tampere’yi dolanırken Şima’yla şehrin ne kadar Manchester’a benzediğini konuşmuştuk. Meğerse sanayi geçmişinden dolayı Tampere’ye zaten Finlandiya’nın Manchester’ı deniyormuş. Ayrıca Türkiye’de pek bilinmez ama Helsinki-Tampere Avrupa’da pek sevilen Moomin çizgi dünyasının da memleketi. Velhasıl, ilk defa ziyaret ettiğim Finlandiya’nın edebiyatına dair yaptığım hızlı bir araştırma sonucu İngilizce’ye çevrilmiş en bilindik eserlerinden Tuntematon Sotilas / Unknown Soldiers’ı edinmiştim.

Romanın yazarı Väinö Linna 1920’de doğmuş ve II. Dünya Savaşı’nda Finlandiya ve Sovyetler Birliği arasında açılan doğu cephesinde (Devam Savaşı, 1941-1944) savaşmış.[2] Yazar olmak arzusu özellikle savaştan sonra artsa da Linna uzun süre kendini kanıtlayamamış. 1954’te yazdığı ve Türkçe’ye “Meçhul Askerler” olarak çevrilebilecek (ama çevrilmemiş) romanıyla sonunda dikkat çekmeyi başarmış.[3] Roman çok satmasına rağmen, askerleri yeteri kadar kahramanca resmetmediği için sert eleştiriler almış. Halbuki savaşa şahsen katılan, cephenin gerçeğiyle yüz yüze gelen birçok yazar gibi Linna da anlatacağı hikâyenin “kahramanlık” değil, insanlık hikayesi olmasını tercih etmiş, cephedeki sıradan insanı dert edinmiş.[4]

Unknown Soldiers Finlandiya’nın doğu cephesinden bir ağır makineli tüfek bölüğünün farklı bölgelerden ve sınıflardan gelen askerlerinin hikâyesini anlatıyor. Bu açıdan tam anlamıyla bir “savaş romanı.” Ve hatta karakterleri ve betimlemeleri düşünüldüğünde oldukça iyi bir savaş romanı. Karakterlerin savaşa, ‘düşman’a, birbirilerine ve kendi kendilerine dair bakış açıları aracılığıyla kurulan panoramik bir insanlık durumu anlatısı. Tam da bu nedenle isimleri özellikle dikkat çekiyor. Rahikainen, Kariluoto, Luostarinen, Määttä gibi sesletimini merak edeceğimiz, harf dizilimini pek bir İskandinav bulacağımız Fince isimlerin özgünlüğü cephedeki askerin değişmez gerçekliğinde aslında sözde farklılıklarına rağmen bütün savaşların aynı olduğu karşıtlığını kuruyor. Linna’nın askerleri meçhul değiller, ama o kadar çoklar ki, meçhul kelimesi genel kapsayıcı bir anlam kazanıyor.

Romanın başlarında, henüz askerler korkuyla ve ölümle iyice haşır neşir olmadan önce, müthiş bir sahne var. Bölük ormanda ilerlerken her şey aniden sessizleşiyor. Makineli tüfekler sustuğunda oluşan sessizlikteki belirsizlik tüm boğuculuyla çökerek askerlerin nefesini kesiyor. Bu sahneyi okurken aklıma Attilâ İlhan’ın Yaraya Tuz Basmak romanı geldi. Kore’de savaşırken pusuya düşmeden önce Türk askerlerinin benzer bir şekilde tüm ağırlığıyla işittikleri belalı sessizlik tam da böyleydi. İlhan romanda vatan savunması için Kore’ye giden askerlere sorduyor, “Kore nere?”

Romanın İngilizce çevirisine dair emin olamadığım bir nokta, karakterlerin fazla ‘İngilizce’ konuşuyor olması. Edebi metinlerde aksanların ve konuşma dilinin nasıl çevrileceği zaten çetrefil bir meseledir. Bölgesel ayrımları, günlük kullanım eğilimlerini ve argo ifadeleri çevirirken kaynak-hedef dil mesafesi nasıl tutulmalı tartışmasına her zaman açık olmalı. Bu romanda daha iyisi nasıl olurdu emin değilim ama konuşma tonu, aksan ve diyaloglar bence hedef dile fazla yakın. Hikâyenin Finlandiya’da geçiyor olduğu hiç anlaşılmıyor. Ama belki de böyle olması daha iyidir.

Unknown Soldiers cepheyi adım adım takip eden, travmasını da trajedisini de esirgemeden veren, ölümle ve öldürmekle her an yüz yüze kalan insanların insan olma hallerinin detaylı bir resmini çizen güzel bir metin. Özellikle savaş romanı ve/veya II. Dünya Savaşı meraklılarının ilgisini çekecektir.

2000px-Flag_of_Finland.svg


[1] 1 Ocak 2019’da Tampere Üniversitesi Tampere Teknoloji Üniversitesi’yle birleşmiş ve bir büyük Tampere Üniversitesi olmuş. Aynı şey benim doktora için kayıt olduğum Victoria Manchester Üniversitesi’nin daha sonra UMIST ile birleşmesinde de olmuştu. Ne yazık ki, üniversiteleri iyice neo-liberal şirketlere çeviren, sonu -özellikle edebiyat ve sanat alanları için- pek iyi olmayan birleşmeler bunlar.
[2] II. Dünya Savaşı’nda, 1939-1940 yıllarında Sovyetler Birliği ve Finlandiya arasındaki Kış Savaşı’nın devamı olan cephe.
[3] Bazı diller arasında doğrudan edebiyat çevirisi ne yazık ki pek mümkün olmuyor. David Damrosch’un da IWL 2019’da dediği gibi eğer başka türlü olamayacaksa İngilizce’nin ya da başka bir dilin aracılığında çeviri belki de hiç yoktan iyidir. En azından daha iyisi mümkün olana kadar.
[4] Bu tür çetrefil meselelerin farklı bir örneğini Mezbaha 5’te (Kurt Vonnegut) anlatıcının Dresden’in anlatılamayacağı şiarıyla yola çıkmasında görmek mümkündür.



Categories:edebiyat, kitap

Tags: , , ,

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: